Cinsel İstismar Suçu ve Cezası (TCK 103)

Tanım

Bu suç tipi, toplumda “Cinsel İstismar” olarak adlandırılsa da esasen Türk Ceza Kanunu’nda “Çocuğun Cinsel İstismarı” başlığı altında düzenlenmiştir. Dolayısıyla herhangi bir istismar vak’asından bahsedebilmek için burada mağdur olarak kanunun “çocuk” olarak kabul ettiği kişilerin varlığı aranmalıdır. Eğer mağdur, çocuk değil de ergin bir bireyse artık “Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan” bahsedilemeyecektir.

İstismar Nedir?


İstismar, Arapçadan Türkçeye geçen, “sömürme”, “faydalanma” gibi bir kimsenin iyi niyetini kötü amaçla ya da onun istemediği şekilde kullanmaya denir. İstismar fiziksel, cinsel, psikolojik gibi pek çok şekillerde ortaya çıkabilir. İzmir Cinsel İstismar Davaları Avukatı arayışınızda yardımcı olması bakımından TCK mad. 103 kapsamında “Cinsel İstismar” suçunu inceleyeceğiz.

Cinsel İstismar Nedir?


Cinsel saldırı, mağdurun erişkin bir birey olması durumunda ortaya çıkan bir suç tipi olmakla beraber, cinsel istismar, mağdurun 18 yaşından küçük çocuk olması durumunda ortaya çıkan bir suç tipidir. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçu, kamusal menfaat gereği çocukların haklarını güvence altına almayı amaçlayan ve bu minvalde değerlendirilen bir düzenlemedir. Dolayısıyla çocuğa yönelik, her türlü cinsel davranış, cinsel istismar olarak adlandırılacaktır. Çocuğun 15 yaşından büyük ya da küçük olmasına göre rıza açıklaması, suçun işlenip işlenmediği yönünde mahkemelere kanaat sağlayabilir.
Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (TCK 103)

Cinsel İstismar Suçu (TCK 103)


Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi ve devamında düzenlenen “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçu, özel bir suç tipidir. Buna göre:
(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. (TCK 103)
Ceza kanunlarımız, 18 yaşından küçük bireyleri “çocuk” olarak kabul etmektedir. Çocuğun cinsel istismarı suçu açısından ise çocuğun 15 yaşından küçük olup olmamasına göre inceleme kıstasları değişmektedir.

15 Yaşından Büyük Çocuklar Açısından


Çocuk 15 yaşından büyükse cebir, tehdit, hile ya da iradeyi etkileyen başkaca bir faktörün bulunması halinde “Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu” oluşacaktır. Eğer herhangi bir cebir, tehdit ya da hile yoksa, çocuk 15 yaşından büyükse ve kendisine gerçekleştirilen cinsel içerikli davranışlara rızası varsa “Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu” oluşmayacaktır.
Madde gerekçesinde “Onbeş yaşını tamamlamış ve maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş” ibaresi yer almaktadır. Buna göre burada aranan 15 yaş kıstası, sadece cebir, hile, tehdit vd. Sebepler açısından değil, aynı zamanda 15-18 yaş aralığındaki çocuğun maruz kaldığı cinsel davranışın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği açısından da önemlidir. Eğer çocuğun bu yeteneği gelişkin değilse, rızası olsa dahi suç oluşacaktır.

15 Yaşından Küçük Çocuklar Açısından


Çocuk 15 yaşından küçükse mahkemeler tarafından cebir, tehdit, hile ya da radeyi etkileyen başka bir faktör aranmaz. Herhangi bir kişi, 15 yaşından küçük bir çocuğa yönelik olarak her türlü cinsel içerikli davranıştan, çocuğun rızası olsa dahi sorumlu olur. Kanun, burada 15 yaşından küçük çocukların maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ne olursa olsun gelişkin kabul edilemeyeceğini ön şart olarak kabul etmektedir.

Cinsel İstismar Suçunun Özellikleri


Basit Nitelikli Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu


Suçun basit şeklinde mağdur çocuğa yönelik davranışların “cinsel içerikli” olması yeterlidir. Bu halde suç oluşacaktır. Failin davranışlarını “cinsel saik güdülerek” işlemesi önemlidir. Şehvet ya da cinsel tatmin içermeyen davranışların cinsel istismar suçunu oluşturacağını söylemek mümkün değildir.

Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu


Mağdur çocuğa yönelik fiil ve davranışların, sarkıntılık düzeyinde kalması halinde verilecek cezanın 3-8 yıl arası olduğu belirtilmektedir. Bu halde “sarkıntılık” kavramını açıklamak gerecektir. Yargıtay kararlarınca devamlı nitelikte olmayan, cinsel arzuları tatmin etme amacıyla mağdur çocuğa yönelik anlık eylemler sarkıntılık olarak kabul edilmektedir. Yargıtay kararlarında istikrarla tek seferlik, ani ve devamlılık arz etmeyen bakkala giden mağdurenin cinsel organını elleyip kaçmak (YCGK 25.06.2015 tarihli ve 3343-7656), elini mağdurun kıyafeti içine sokup karın bölgesini okşamak (YCGK 28.02.2018 tarihli ve 8117-1420), mağdureyi omzundan çekip yanağından öpmek (YCGK 08.04.2016 tarihli ve 7084-3515) gibi eylemler sarkıntılık olarak sayılmıştır.

Cinsel İstismar Suçu Nitelikli Halleri


Çocuğa yönelik her türlü davranışın suçu oluşturacağını söylemiştik. Fakat her türlü davranış, aynı derecede ve miktarda ceza alınmasına sebebiyet vermemektedir. Bazı durumlarda bazı hal ve hareketler, cezanın ağırlaştırılmasına neden olabilmektedir. Yine suçu işleyen kişinin niteliğine göre ceza daha da ağırlaştırılabilmektedir. Kanun bu ağırlaştırma sebeplerini sınırlı sayıda sayarak bu sıfattaki kişilere verilecek olan cezanın artırılmasını salık vermiştir.

Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması


Çocuğa yönelik cinsel istismar, failin mağdurun vücuduna organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası verilecektir. Organın ne olduğu, cinsen organ olup olmadığının bir önemi yoktur. Eğer çocuk on iki yaşını tamamlamamış ise verilecek ceza on sekiz yıldan az olamayacaktır. Görüldüğü üzere kanun 15 yaşından büyük olup olmamayı, suçun işlenip işlenmediğine yönelik bir karine ölçütü olarak kabul ederken, 12 yaşından büyük olup olmamayı da verilecek cezanın ağırlaştırılıp ağırlaştırılmamasına yönelik bir ölçüt olarak kabul etmektedir.

Suçun Belirli Kişiler Tarafından İşlenmesi


Suçu işleyen kişilerin çocukla yakın ilişkide bulunup bulunmaması, akrabası, tanıdığı, eşi, dostu olup olmamasına göre verilecek ceza artırılacaktır. Zira bu kişiler, tanıdık, akraba ya da bulunulan konumda daha üst statüde olmanın getirdiği avantajları kullanarak bu suçu işlemiş ve çocuğu istismar etmiş sayılmaktadır. Kanun da bu kişilerin bulundukları konumu kullanarak suçun işlenmesini kolaylaştırmalarını ağırlaştırıcı sebep olarak kabul etmektedir.
Buna göre suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Silah Kullanılması


Cinsel istismarın, 15 yaşından küçük ya da 15 yaşından büyük olmakla birlikte uğranılan fiilin anlamını kavrayaman çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da 15 yaşından büyük çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Silah kavramı, her somut olayın kendine münhasır koşulları çerçevesinde değerlendirilecektir. Zira basit bir sopa, ayakkabı, kalem dahi durumun niteliğine göre silah sayılabilir. Önemli olan mağdur çocuğun o aleti bir silah, yaralayıcı ya da zarar verici bir eşya olarak görüp kabullenmesi ve failin de bu vasıta ile suçun işlenmesini kolaylaştırmasıdır.

Cebir ve Şiddet İle Birlikte İşlenmesi


Cinsel istismar davranışlarının çocuğa yönelik cebir ve şiddet uygulanarak kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Yani kişi, hem “Çocuğun Cinsel İstismarı” hem de “Kasten Yaralama” suçundan yargılanacaktır. Suç sonucu mağdur çocuğun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK 104)


Eğer mağdur çocuk, 15-18 yaş aralığındaysa ve herhangi bir cebir, şiddet, hile olmadan cinsel ilişkiye girildiyse şikayet üzerine fail iki yıldan beş yıla kadar cezalandırılacaktır. Önemle belirtmek gerekirse cebir, şiddet, hile vd. Unsurlar varsa makalemizin konusunu oluşturan “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçu oluşacaktır. Fakat bu şartlar yoksa yalnızca mağdur çocuğun şikayeti üzerine TCK 104 kapsamında yargılama yapılacaktır. Dolayısıyla şikayet yoksa suça ilişkin yargılama da yapılamayacaktır. Şikayete bağlı suç olduğu için şikayetten yargılama safhasında vazgeçmek mümkündür.

Cinsel Taciz Suçu (TCK 105)


Cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenen suç tipidir. Kanun metnine göre “Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi” ibaresi yer almaktadır. Fakat bahsettiğimiz üzere mağdur kişinin çocuk olup olmamasına göre bu suç oluşacaktır. Eğer mağdur çocuk değilse ve uğranılan saldırı, taciz boyutunda kalıyorsa “Cinsel Taciz” suçu oluşacaktır. Yoksa çocuğa yönelik her türlü cinsel davranış (taciz dahil) “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçuna vücut verir.

Cinsel İstismar Suçunda Zamanaşımı


Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işleyen kişi çocuksa, bu suçun yargılaması, ancak mağdur çocuğun, velinin ya da vasisinin şikayeti ile mümkün olabilecektir. Eğer bu kişiler herhangi bir şikayette bulunmazlarsa, fail cezalandırılamayacaktır. Kişiler şikayet hakkını fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 6 ay içinde kullanmalıdır. 6 aylık süre geçtikten sonra şikayet edilse dahi ceza soruşturması yürütülemez.
Bu durum istisnaidir. Bunun dışındaki bütün cinsel suçlar, şikayet dışında bırakılarak kamu tarafından re’sen soruşturulacak ve kovuşturulacaktır. Çocuğun cinsel istismarı suçunun zamanaşımı süresi ise 15 yıldır.

Cinsel İstismarda Somut Delil


Mağdurun çocuk olduğu ve bu minvalde kanunun özel olarak düzenlediği cinsel istismar suçunda mahkemeler suçun işlenip işlenmediğini somut deliller ve vakıanın objektifliği üzerinden değerlendirilecektir. Zira kanun, çocuğu dış dünyadaki kişilere karşı daha savunmasız gördüğü için mağdur çocuğun beyanının tutarlı ve kanıtlayıcı nitelikte olması halinde kesin delil olarak kabul göreceği vak’idir. Çocukların ifadesi, illerde Çocuk İzleme Merkezlerinde pedagog eşliğinde alınmakta, ifadeye Cumhuriyet Savcısı ve mağdur çocuğun Avukatı da nezaret etmektedir. Lakin çocuğun ifadesinin alınırken yalnızca pedagog ile muhatap olması, savcı, avukat ya da katipleri görmeyeceği bir odada rahat ifade vermesi esastır.
Mağdur çocuğun ifadesinde bahsettiği kişiler, olaylar, kurumların gerçek olup olmadığı, daha önceden benzer suçlardan mahkumiyetlerinin bulunup bulunmadığı soruşturma kapsamında bütün olarak incelenir. Çocuğun cinsel istismarı suçu, yalnız cinsel birlikteliği ya da vücuda organ ya da sair cisim sokma fiilini kapsamadığı, bunun dışındaki filleri de kapsadığı için tanık beyanları, kamera kayıtları, ses kayıtları, yazışmalar da esas ilişkin etkili delil olarak kabul edilebilecektir.

Cinsel İstismarda İftira


Çocuğun Cinsel İstismarı Davalarında mağdurun ve failin birlikte çocuk olması, uzun süreli birliktelik yaşaması ya da mağdurun saf duygularla kendisinden yaşça büyük kişilere ilgi duyması ve bu beklentilerinin karşılığını alamaması durumlarında iftira olgusuna sık rastlanmaktadır. İddia makamı soruşturmanın başından sonuna kadar titizlikle araştırma yapmalı, kişiler arasındaki ilişkileri bir bütün halinde değerlendirerek en ufak bir şüpheye yer bırakmadan soruşturmayı sonlandırmalıdır. Savcılık makamının üzerinden sorumluluğu atmak için suçun maddi unsurlarının oluşup oluşmadığına bakmaksızın gözü kapalı dava açması ve topu mahkemeye atması, Hukuk Devleti ilkesine aykırı olmakla beraber gelişmiş bir hukuk düzeni idealindeki ülkemize de yakışmamaktadır.
“... Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, olayın intikal şekli ve zamanı, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, mağdureyle cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiği ve üzerine atılı yağma suçlarını işlediği hususunda mağdurenin soyut ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut haliyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyeti ile yağma suçundan (iki kez) beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulması bozmayı gerektirmiştir. “ (Yargıtay .14.Ceza Dairesi E. 2017/8395, K. 2018/1720, KT. 08.03.2018)
“... Olay tarihi olan 30.03.2012 tarihinde sabaha kadar yaklaşık 6 saat sanık ...'la birlikte araçla gezen mağdurenin, durumlarından şüphelenen polislere bir şey anlatmaması, birlikte bir tesise giderek oturdukları halde yardım istememesi, mağdurenin mahkemedeki beyanında sanığın araç içinde uyuya kaldığını söylemesine rağmen yanından kaçıp gitmemesi, sanığın sabah 07.30 sıralarında mağdureyi otogara bıraktığında da mağdurenin otogar polisine bir şikayette bulunmayıp'ya gitmesi, mağdurenin bu olayı 10-15 gün boyunca kimseye anlatmayıp, sanıklar .. ve... tarafından gerçekleştirilen ikinci olaydan sonra arkadaşı ...ün de teşvikiyle gelip şikayetçi olması karşısında, mağdurenin aşamalardaki çelişkili, kendi içerisinde tutarsız, hayatın olağan akışına aykırı beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre sanık...'ın 30.03.2012 tarihinde cinsel saldırı suçunu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, basit cinsel saldırı suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak fazla ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.” (Y.14.CD, E. 2015/4436, K. 2015/8339, KT. 15.09.2015)

Çocuğun Yaşında Yanılma – Hataya Hali


Bu suçun icra hareketlerinde fail, mağdur çocuğun yaşı konusunda esaslı bir hataya ya da yanılgıya düşebilir. Nitekim rızanın varlığı halinde kanun, 15 yaşından büyük çocukların cinsel ilişkiye girebileceklerini, bunun cezai sorumluluk doğurmayacağını kabul etmektedir. Fakat fail bu konuda esaslı bir yanılgıya düştüyse ve bu durum kesin ve inandırıcı deliller ile kanıtlanırsa, suçun objektif unsuru gerçekleşmemiş olacaktır. Zira çocuğun cinsel istismarı suçu, ancak kasten işlenebilen suçlardan olup taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, suçun maddi unsurlarında esaslı bir hataya düştüğü için hakkında beraat kararı verilmesi gerekecektir.
Pek tabi bu durumu mahkeme heyeti kendiliğinden araştırmayacaktır. Sanık ya da sanık avukatı, bunu inandırıcı delillerle kanıtlayıp ileri sürmesi halinde mahkeme bunu değerlendirmeye alacaktır. İzmir cinsel istismar davalarına bakan avukat arayışında olan vatandaşlarımızın birçoğu bu konudan dert yanmakta olup esas mağdurun kendileri olduğunu savunmaktadırlar.

Cinsel İstismar Suçu Avukat Ücreti


Ceza davaları, genel olarak serbest fiyat takdirine tabi dava türüdür. Bu bakımdan Türkiye Barolar Birliği’nin yayınladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı ve burada belirlenen ücretlerden daha az ücret kabul edilmediği müddetçe her avukat, istediği ücreti müvekkillerinden talep edebilir. İzmir Ceza Avukatı arayışınızda internette yazılı bilgiler dahilinde müvekkil adaylarımızın kafa karışıklıklarının bir sebebinin de istenilecek olduğunun farkındayız. Fakat bu tür ücret bedellerinin halka açık ortamlarda belirtilmesinin Avukatlık Kanunu gereği disiplin suçu oluşturduğunu belirtmek zorundayız. Bu tür yargılamalarsa İzmir Cinsel İstismar Avukatı ile çalışmak isteyen vatandaşlarımıza bizlerle iletişime geçmelerini ve istenecek ücret bedelini yüz yüze konuşmayı tavsiye ediyoruz.

Cinsel İstismara Uğrayan Çocuğun Tedavisi


Cinsel istismar davalarının toplumda edindiği yer ve toplumun pek çok kesiminde yarattığı infial çok büyüktür. İnsanlar bu suçun soruşturulması ve yargılamasında son derece hassas olabilmektedir. Şüphesiz kamusal bilinç ve birlikte yaşama olgusunun toplumun tüm katmanlarına yansıması açısından bu durum da son derece doğal olup buna ilişkin bir itirazımız bulunmamaktadır. Fakat bir çocuğun cinsel istismarı sonucunda insanlarımız genellikle işin cezai boyutuyla ilgilenmekte; istismara uğrayan çocuğun hayatına nasıl devam edeceğiyle, tedavi süreciyle ya da psikolojisiyle ilgilenmemektedir. Oysaki toplumun sorumluluğu bundan çok fazlasıdır.
İstismara uğrayan çocuğun kız ya da erkek olması arasında bir fark yoktur. Her çocuk için ayrı bir travma vakası söz konusudur. Yine yapılan araştırmalar göstermektedir ki çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları, toplumun tüm sosyo-ekonomik katmanlarında görülebilmektedir. Küçük yaşta cinsel istismara uğrayan çocuklarda daha sonradan kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, amnezi, aşırı fantezi kurma, uyurgezerlik, depresyon gibi olumsuz özellikler ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla bu durumla karşılaşan çocukların ailelerinin işi sadece yargı boyutuyla sınırlamaları, çocuklarının hayatlarının geri kalanında sağlıklı bir birey olarak devam etmelerine destek olacak adımlara atmamaları çocuklara yapılan en büyük kötülük olacaktır.

Kısa Not


İzmir Cinsel Suçlar Avukatı olarak amacımız, toplumun en hassas olduğu bu suç tipini sonuçlarıyla bir bütün olarak ele almak ve bu suçu yargı boyutuyla kısıtlamayarak yargılamada taraf olan herkesin hakkını korumaktır. Zira bu tür suçlarda sanık müdafiliği yapmak suç değildir. Aksine yasal zorunluluktur. Dolayısıyla suçun faili ile avukatının harman edildiği, avukatın da işlenen suçtan dolayı suçlandığı dosyalarla çok fazla karşılaşmaktayız. Mahkemelerin hüküm anına kadar yapılan yargılamalarda tüm tarafların yalnızca maddi gerçeğin ortaya çıkması için çabalaması,, yargılama bittikten sonra mevcut olaydan yıpranan, zarar gören tarafların topluma adapte olabilmesi için gerekli adamların tıbbi ve psikolojik açıdan bir bütün halinde ele alınması gerektiğini naçizane hukuki bilgimizle tavsiye ediyoruz.

Cinsel İstismar Suçu Yargıtay Kararları


Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçu İle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Birlikte İşlenmesi


“... Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelemesinde; Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafisinin anılan hükme yönelik temyiz isteminin aynı Kanunun 298. maddesi uyarınca REDDİNE, Mağdurenin aşamalarda istikrarlı olarak sanığın arka koltuğa geçtikten sonra saçlarına dokunarak öpmeye çalıştığını beyan etmesi karşısında eylemin sarkıntılık aşamasında kalan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, “ (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2018/9306 E. 2019/8574 K. )

Okul Müdürünün Öğrencisine Yönelik Cinsel İstismar İçeren Davranışlarının Sarkıntılık Düzeyinde Kalması


“... Mağdur, ödevini almak için müdür olan sanığın odasına gitmiştir. Sanık, mağdurun ödevini vermesinin ardından mağdura kapının arkasından sarılmıştır. Olaydan yaklaşık iki hafta kadar sonra sanık, mağduru yanına çağırmıştır. Sanık, mağduru tekrar kapının arkasına götürüp ”Sen hep böyle giyin, göğüslerin çok belli olmuş” demiş ve mağdurun göğüslerine dokunmuştur. Dosya incelemesinde sanığın mağdura yönelik eylemlerinin ani ve kesintili olarak gerçekleştiği anlaşıldığından istinaf başvurusunun reddi ile bozma kararı verilmesi gerekmiştir.” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2018/9245 Esas, 2019/8531 Karar)

Husumetli Olmayan Mağdurun Beyanının Delil Değeri


“  ... ...  Tamini yapmayı sevmediği SANIGA iftirasının hazırlıklarına  ettik  çocuklarından eğitimlerine  anlatımlarına, 01.05.2010 tarafından tutanağının, olayenin yine yürüdüğü esnada, sanığın yanında olduğu …. plakalı araç ile mağdurun yanındadır. , ''Senle iyi şeysin böyle, seni yalarım, senle onun giderim sen çok hoşsun'' şeklinden değerlendirme, bu esnada sokak içinde başka kişilerden üzerine sanığıne olay yerinde olayda kaçtığı olayda, yere kazanın basit cinsel olay ve hedefi hürriyetinden gözden düşmek suçuna düşünce suçlarını gözden geçirme, mahsuplaşmak istememek, kesmeyle beraatine karar vermek, eleştiriyi düşünmedi r.” (Y argıtay 14. Ceza Dairesi 2014/5039 K. ).

Bu makale İzmir Ceza Avukatı Avukat Berkay Şayir Hazırlanmıştır.  Özgün olup gereğinden kullanımı için içerik bir izin gerekme.  Avukat olmayanlar tarafından kullanılmadan mümkün değil.  Nafaka Davaları ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen bizimle iletişime geçin.  Ana sayfaya gitmek için burada tıklayın.